top of page

Élisabeth de Feydeau ile Aynı Masada

la renie du parfum en Turquie

Marie Claire Türkiye Fragrance Awards 2026’nın ardından zihnimde kalan pek çok güzel an var. Aylar süren emeğin, heyecanın, sektörün farklı katmanlarından insanları bir araya getirmenin ve Türkiye’de parfüm adına yeni bir sayfa açmanın verdiği büyük bir tatmin duygusu elbette bunların başında geliyor. Ama bütün bu büyük çerçevenin içinde, benim için çok daha kişisel, çok daha derinden hissedilen bir anı da vardı: uzun zamandır hayranlıkla takip ettiğim, kitaplarını büyük bir ilgiyle okuduğum bir isimle aynı projede buluşmak.


Bir akademisyen olarak bazı isimler vardır; onları yalnızca bilgi kaynakları olarak değil, düşünce dünyanızın sessiz eşlikçileri gibi hissedersiniz. Élisabeth de Feydeau benim için uzun zamandır böyle bir isimdi. Parfüm tarihine yaklaşımındaki incelik, kokuyu yalnızca estetik bir obje değil; tarih, kültür, sınıf, ritüel ve hafıza ile iç içe geçmiş bir alan olarak okuma biçimi beni hep etkilemiştir. Kitaplarını okurken, bir yandan bilgi edinir, bir yandan da kokunun yalnızca burna değil, insanın kültürel derinliğine de hitap eden bir alan olduğunu yeniden hatırlarsınız.


Bu nedenle, Élisabeth de Feydeau’nun Marie Claire Türkiye Fragrance Awards 2026 için jüri üyeliğini kabul etmesi benim için başlı başına çok anlamlıydı. Onun gibi parfüm tarihinin dünya ölçeğinde saygı gören bir isminin, Türkiye’de ilk kez düzenlenen böyle bir organizasyona destek vermesi; yalnızca bu etkinliğin prestiji açısından değil, Türk parfüm sektörüne verilen sembolik değer açısından da çok kıymetliydi. Daha da önemlisi, bu destek uzaktan ve nezaket sınırlarında kalan bir destek olmadı; kendisi İstanbul’a geldi, jüri sürecine aktif biçimde katıldı ve bu ilk edisyonun en anlamlı anlarından birinde sahnede yer aldı.


O anlardan biri, hiç kuşkusuz, modern Türk parfüm tarihi açısından çok önemli bir isim olan Mişel Gülçiçek’e verilen Yaşam Boyu Hizmet Ödülü idi. Böyle bir ödülün Élisabeth de Feydeau tarafından takdim edilmesi, bana göre gecenin en zarif ve en sembolik anlarından biriydi. Bir yanda dünya parfüm tarihini yazan bir isim, diğer yanda Türkiye’de parfüm ve esans endüstrisinin bugünkü yapısına kurucu düzeyde katkı sunmuş bir isim… O sahnede yalnızca bir ödül verilmedi; aynı zamanda Türkiye’nin koku tarihinin dünya parfüm tarihine bağlandığı çok anlamlı bir köprü görünür hale geldi.


Etkinliğin koşuşturması sona erdikten sonra birlikte yediğimiz akşam yemeği ise bu profesyonel buluşmayı benim için daha da özel bir hatıraya dönüştürdü. Tören gecelerinin hızlı, parlak ve akışa kapılmış doğasının aksine; yemek masası daha sakin, daha insani, daha kişisel bir alan açıyor. Birlikte konuşmak, aynı sofrayı paylaşmak, törenin gürültüsünden uzak bir anda aynı şehrin gecesinde oturmak… Bazen bir insanla ilgili hafızanızda asıl kalan şey, sahnedeki resmi duruşu değil; masadaki ses tonu, bir cümleyi kurarken gösterdiği incelik ya da ortak bir ilgi alanında açılan o sıcak sohbet oluyor. Benim için de öyle oldu.


Ama bütün bu güzel akşamın içinde, beni çocuk gibi sevindiren başka bir an daha vardı. Élisabeth, benim için Marie Antoinette’s Garden’ı imzaladı; "la renie du parfum en Turquie" <3 Üstelik bu kitabın yeni baskısı olduğunu dahi bilmiyordum. Bir kitabın imzalanması dışarıdan bakıldığında küçük bir jest gibi görünebilir; ama bazı kitaplar, bazı yazarlar ve bazı anlar için bu jest çok daha büyük bir anlam taşır. Özellikle yıllardır takip ettiğiniz, çalışmalarından beslendiğiniz bir isim size kendi kitabını imzaladığında, o an sadece bir nesneye dönüşmez; belleğe kazınır. O kitabı elinize her aldığınızda, yalnızca içindeki metni değil, o akşamın duygusunu da yeniden hatırlarsınız.


Sanırım bazı anlar tam da böyle unutulmaz oluyor. Büyük cümlelerle değil, ince jestlerle. Resmî akışlarla değil, onların arasına sızan samimi boşluklarla. Bir jüri daveti, bir sahne anı, bir akşam yemeği, imzalanmış bir kitap… Dışarıdan bakıldığında bunların her biri ayrı ayrı küçük görülebilir. Ama bir araya geldiklerinde, insanın zihninde ve kalbinde çok güçlü bir bütün oluşturuyorlar.


Marie Claire Türkiye Fragrance Awards 2026 benim için pek çok açıdan önemliydi. Türkiye’de parfüm adına kurmaya çalıştığımız yeni dil, sektör için açılan alan, uluslararası görünürlük, hak edilmiş ödüller, kurulan bağlar… Ama bu ilk edisyonun en kişisel ve en zarif anılarından biri, hiç kuşkusuz Élisabeth de Feydeau ile aynı projede buluşmak ve bu buluşmayı böylesine güzel bir hatırayla tamamlamak oldu.


Bazı geceler yalnızca yaşanmaz. Bazı geceler, yıllar sonra bile aynı sıcaklıkla hatırlanacak hatıralara dönüşür.Sanırım bu da tam olarak öyle bir geceydi.


Dr.Rana Babaç Çelebi & Elisabeth de Feydeau - Marie Claire Türkiye Fragrance Awards

 
 
 

Yorumlar


Üyesi olduğumuz kurumlar... | We are a member of...
Atelier Aromaterapi İTO üyesidir
Atelier Aromaterapi Independent Woman Directors üyesidir
Atelier Aromaterapi NAHA üyesidir
Atelier Aromaterapi AVMA üyesidir
Atelier Aromaterapi AROMADER üyesidir
  • Atelier Aromaterapi
  • Atelier Aromaterapi
 © 2026 Atelier Aromaterapi. 
Bütün hakları saklıdır.
Atelier Aromaterapi Hayvan Dostu Bir Şirkettir
bottom of page