top of page

İnsanlık Tarihinin En Eski İlaçlarından: Mühürlenmiş Toprak


Geçtiğimiz hafta Sevgili Hocam Prof.Dr.Ayten Altıntaş’ın davetiyle Medipol Üniversitesi’nde gerçekleştirilen Kil Tedavisi (Bilimsel Yaklaşım) konferansına katıldım.

Öncelikle şunu söylemem gerekir; Ayten Hocam normalde de etrafa saçtığı sonsuz pozitif enerji ve sesinden taşan heyecan ile herhangi bir konuyu konuştuğunu zaman da inanılmaz keyif veren bir insan. Fakat bir de konu tıp tarihi olunca, sizi bir zaman kapsülüne koyduğu gibi tarihte ve dünya üzerinde büyüleyici bir yolculuğa çıkartıyor.

Hal böyle olunca, ben de ister istemez konferanstan en çok Ayten Hocamın hikayelerini yanıma alarak ayrılmış oldum.

Dolayısıyla bu yazımda da önce Ayten hocamın sunumundan, kil tedavisinin binlerce yıllık tarihine dair bir takım notlar paylaşacağım, sonra da modern tıbbın gözünden bentonit kilin sağlıklı yaşam amaçlı kullanımı üzerine ulaştığım makalelere referansla derlediğim notlarımı aktaracağım.

Kille Tedavinin 3000 Yıllık Tarihi*

*Medipol Üniversitesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayten Altıntaş’ın 5.Nisan.2018 "Kil Tedavisi” Konferansı Sunum Notlarından

“Eğer bir “ilaç” çok uzun bir süredir kullanılıyorsa orada bir gerçek vardır”

Prof. Dr. Ayten Altıntaş

3000 sene de az bir süre sayılmaz.

Kil/Toprak insanlığın ilk dönemlerinden beri bir ilaç olarak kullanılmış. Var olan en eski yazılı kaynaklara göre firavun doktorları; iltihaplarda, yara tedavisinde ve deri hastalıklarında kullanmış kili. İçinde güneş, hava ve su olduğuna inanmışlar.

Tarih boyunca da bu böyle devam etmiş. Dioskorides’ten, Yaşlı Pirius’a, Galen’den İbn-i Sina’ya bir çok kadim tıp hekimi kilin faydalarından bahsetmiş, tedavilerinde kullanmış.

Osmanlı tıp kitaplarında da çokça bahsedilmiş kil ile tedaviden. Üstelik tek bir kil veya toprak da değil literatüre geçen. Osmanlı hekimleri bir çok kil/toprak çeşidinden, faydalanmışlar; beyaz kil, mühürlenmiş kil, kefe kili, Anadolu kili, asma kili, Dağıstan kili, filozof kili, Girit kili, Halep kili, Horasan kili, Endülüs kili, Kıbrıs kili, Mısır kili, Sakız Adası kili, Sarı kil, Sayda toprağı, Sinop kili…

Osmanlı tıbbında da; kanamadan, ishale, salgın hastalıklardan, deri hastalıklarına pek çok derdin devasıymış kil.

Fakat tüm bu bir killer arasından bir tanesi varmış ki, Limnos adasından çıkartılırmış. Tarihe alamet-i farikası olan ilk ilaç olarak geçmiş. Tin-i Mahtum. Kelime anlamı ise “mühürlenmiş toprak” demekmiş.

Tin-i Mahtum

“Tin-i Mahtum dimek mühürlenmiş toprak dimekdür ve Limni Aşusu dahi dimek olur Arabca Mağara-i Limniyye diler. İlerü kadim Rum zamanında keşişler ol adanın kızıl aşuya benzer toprağını alup ve teke kanıyla yoğurup ve değirmice kurslar idüb mühri basarlar imiş. Tin-i Mahtum dimek andan kalmıştır.”

İbn-i Şerif (1425) “Yadigar"

Galen, bu kilin; sindirim bozuklukları, dizanteri, zehirlenme, kanama ve hatta veba üzerindeki etkilerini incelemek üzere Limnos’u ziyaret eden kadim hekimlerdenmiş.

İbn-i Sina da Kanun’unda “Tin-i Mahtum”dan bahsetmiş. Bu toprağa neden “Tin-i Kahini” (Kahin Toprağı) de denildiğini anlatmış. Kanun kitabının II. cildinde anlattığı hikayeye göre; eski zamanlarda bu toprağı yalnızca kırmızı saçları olan ve Artemis olarak anılan bir “kahine” toplar, şehre getirirmiş. Şehirde bu toprak suya bırakılıp, kuvvetlice karıştırıldıktan sonra tortusu çökerttirilir, suyu süzülür ve kalan mum gibi yumuşak kilden haplar yapılırmış.

“Hayl-i zamandan kim bu Tin-i Mahtum belürsüz olmuş idi, bu adada olduğun kimse bilmezdi. Bilür kalmamış idi. İslambol’da dali bilür yoğidi. …. İlla ki İbn-i Baytar, Rahmetullahi Aleyh Cami’ adlı müfredat kitabında zikr etmiş ti-i mahtumdan ötürü adaları seyr idüb Atalya’ya çıkduğun dolaşıp gelüb Limni adasında Tin-i Mahtumu bulduğun beyan eylemiş. Elhamdülillah ol halik kim bu kemine-i fakir ve za’if şerifzade’ye bildirdi"

İbn-i Şerif (1425) “Yadigar”

1546 yılında Limni adasını ziyaret eden Fransız Piere Belon (1546) Ortaçağ’dan beri zehirlenmelerde tedavi edici, kan kesici, kabız, bel soğukluğu ve beyaz akıntıyı iyi edici ve haricen de kan kesici ve yara kurutucu olarak kullanılan bu toprağı yerinde inceleyen bir başka tıp hekimiymiş.

İlk kullanılmaya başladığı tarihten binlerce yıl sonra şahit olduğu Tin-i Mahtum hazırlama ritüelini "Les observations de plusieurs singularitez et choses memorables trouvées en Grèce, Asie, Judée, Egypte, Arabie et autres pays estranges" kitabında şöyle anlatmış Belon;

"Her yıl Ağustos ayının 6. günü subaşı nezaretinde kilin bulunduğu yere gidilir. Üstteki toprak tabaka kaldırılır. Kilden herkes alabildiği kadar alır. Akşam kilin alındığı yerin üzeri toprak ile örtülür. Kili alanlar bunları küçük toplar haline getirir. Her bir toprak subaşının mührü ile mühürlenir. Mühür üzerinde “Tin-i Mahtum” yazmaktadır.”

Limni adasının nam-ı diyar “mühürlenmiş toprağı”, “Tin-i Mahtum”, Türkiye’de de Sinop-Trabzon yörelerinde bulunabilen ince tanecikli, güzel kokulu bir toprakmış.

“İshal-i demeviyi habs ider münasibdir ve yaralara ve ağıs ağrısına ve nezelata ve sil illetine ve humma-yı rub a dahi nafi dir. Mikdar-ı şerbeti bir miskaldir.”

Hezarfen Hüseyin Efendi (1650)

“Bir kişiye him ağu içürmüş olsalar ya bir ağulu canavar sokmuş olsa bu tiryakı vireler yiyecek kusmak getüre kusdura ta kim ağunun kuvveti ve zehrin aklığı bedenden taşra gide madam ki kusmak gele kusalar ta beden pak ola"

Salih Bis Nasrullah (1660) Gayetül Beyan

Diğer Killer

Ortaçağ’da tedavi amacıyla kullanılan killer ayrıca; Siena, Malta, Macaristan, Fransa ve Silenza’dan da temin ediliyormuş.

16.yy’da “Terra Miraculosa” (Mucizevi Toprak) diye anılan bir kil oldukça popüler olmuş. “Terra Miraculosa” kullanılarak yapılan toprak kaplarda zehir dahi ikram edilse, içene bir şey olmayacağına inanılıyormuş.

1660-1734 yılları arasında yaşamış hekim ve kimyacı George Ernst, mide ve bağırsaklardaki asidin “Terra Sicilliyata” ile ortadan kaldırılabileceğini iddia etmiş.

Peki ya Bentonit?

Egzos, sigara, işlenmiş gıdalar, boyalar, kozmetik ürünleri, ev temizlik ürünleri, tarımsal ilaçlar, hatta içtiğimiz su ve şehirlerde soluduğumu hava bile vücudumuzda birikim yapan, bizi yoran ve bağışıklık sistemimizi düşüren bir çok kimyasal, toksin ve ağır metal almamıza neden oluyor.

Yaşadığımız kalabalık şehirlerde bulunduğumuz açık veya kapalı kalabalık her ortam, virüs ve bakterilerin vücudumuza girmesi için eşsiz birer ortam sağlıyor.

Bentonit, mineral kompozisyonu ve kalitesi farklılık göstermekle beraber doğal olarak var olan bir maden. Aliminyum ve magnezyum içeriği yüksek volkanik materyalin, zaman içerisinde kimyasal ayrışmasıyla oluşuyor. İçeriğinde %50’den fazla montmorillonit minerali var. Yüksek iyon değiştirme kapasitesine sahip smektit grubu bir kil ve doğada çok farklı renklerde bulunabiliyor.