Doktor Seçerken Hangi Kriterleri Önceliklendiriyorsunuz?



Son bir kaç aydır kendim ve ailemle ilgili bir takım doktor seçme ve doktorlardan duyduklarımızı en güncel literatür ile karşılaştırmalı değerlendirerek sağlığımız ve geleceğimiz ile ilgili karar verme gibi maddi ve manevi sorumluluğu yüksek kararlarla haşır neşir olurken buldum kendimi.


Bu süreçte Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde katıldığım bir kongrede çağdaş tıp eğitiminin gerekleri üzerine sunum yapan Prof. Dr. İskender Sayek’in paylaştığı ilginç bir bilgi, bu sürecin benim için - sağlık hizmeti talep eden bir insan + ailesi için sorumluluk almak zorunda kalmış bir hasta yakını olarak - neden bu kadar meşakkatli olduğunu ve her zaman da meşakkatli olacağını anlamlandırmama yardımcı oldu.


Ben bugün hem hocamızın sunumundan öne çıkan çok çarpıcı bir bilgiyi (aşağıda ilgili araştırma referansı) sizlerle paylaşmak, hem de sizin konu ile ilgili görüşlerinizi merak ettiğim için minik bir sosyal medya anketi yapmak istedim.


İnsanoğlunun Bütünleşik Tıp Bilgisi Her Geçen 73 Gün, İki Katına Çıkıyor


Prof. Dr. İskender Sayek’in çağdaş tıp eğitiminin gereksinimleri ve şu an pratik yapan hekimlerin hayat boyu eğitime devam etmelerinin önemi üzerine Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirdiği sunumdan bahsettiğim çarpıcı bilgiler şu şekilde:

• Tıp alanındaki bilgi birikimimiz, tarih boyunca katlanarak artmış ve her yeni keşif ışığında kendini düzelterek veya yeniden icad ederek bugünlere gelmiştir.


• American Clinical and Climatological Association'ın 2011 yılında yaptığı bir araştırmaya göre; tıp alanında edindiğimiz bilimsel kanıta dayalı bilginin iki katına çıkma süresi 1950’ye kadar olan süreçte yaklaşık 50 yıl iken, 1980 itibariyle 7 yıla, 2010’da 3.5 yıla ve 2020'de ise 73 güne (!!!) inmiştir. Buna sağlık çalışanlarının düzenli olarak kendini gerektiği yerde düzletme/düzenleme ve/ya geliştirme/iyileştirme için gereken süre olarak da bakabiliriz.


• Bu - bugün fiilen sağlık hizmeti uygulayıcısı olan bir insanın - günlük hasta işleri ile beraber tıptaki bu üstel büyüme (exponential growth) karşısında kendini/bilgilerini de güncel tutması gerektiği anlamına gelmektedir ki özellikle devlet hastaneleri gibi yoğun ve zor şartlarda faaliyetlerini hakkı ile yürütmek için büyük mücadeleler veren sağlık merkezlerinde, bu gereksinimin pratikte uygulanabilirliği ayrı bir tartışma konusudur.


Not I: Hepimiz biliyoruz ki bugün maalesef pek çok alan/sektörde olduğu gibi sağlık alanında da; hizmetlere erişilebilirlik, erişilen hizmetlerin kalitesi vb. konularda her geçen gün arası açılan farklı gerçeklikler yaşanıyor. Fakat bu yazı benim kendi hayatım/yaşadıklarım üzerinden şekillenen bir yazı olduğu için, ülkemizin devlet hastaneleri veya altyapı yetersizliği yaşayan bölgelerindeki gerçekliklerini başka bir yazının konusu olmak üzere park ederek, ilerliyorum.


Mesleki Egolar, Bilimsel Gelişim ve Ortada Bir Yerlerde Yaşanan Gerçek Hayat


Tıp alanındaki bilgi birikimimizin 73 gün gibi kısa bir sürede iki katına çıkıyor olması kelimenin tam anlamıyla umut ve dehşet verici bir durum.


Ve tek başına bu veri bile gösteriyor ki, Prof. Dr. İskender Sayek’in sunumu öncesinde içgüdüsel olarak yaşadığım zorluk/deneyim aslında hocanın ortaya koyduğu tablonun, sorgulayan ve araştıran bir insanın sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğu anda hayatına bıraktığı iz düşümü niteliğinde...


Bir dakikalığına 73 gün verisini bir kenara bırakalım...


Sadece ikinci dünya savaşından bugüne insanoğlunun bilinçli veya bilinçsiz olarak kullandığı antibiyotik miktarını ve bunların son 10 senede keşfettiğimiz üzere "ikinci beynimiz" olarak nitelendirilen bağırsak floramız üzerindeki yıkıcı etkilerini düşünelim... Ayrıca bu floranın dengesinin bozulmasının insanların son yıllarda başına musallat olan kronik sindirim sistemi problemleri, bir türlü çözemediğimiz immün sistemi bozuklukları (alerjiler vb.) ve araştırmaların her gün ortaya koyduğu çok daha komplike rahatsızlıklar ile ilişkisini. Veya izin vermemiz gereken ateşin, ateş düşürücülerin bilinçsiz kullanımı ile düşürülmesinin bağışıklık sistemimize kestiği faturaları.


Komplike rahatsızlıkları bir kenara bırakalım - sadece bu yukarıda bahsettiğim günlük rahatsızlıklar çerçevesinde eskiden yaptıklarımızı, yeni bilgiler ışığında sorguladığımızda tıptaki her tür gelişimin bugünümüz ve geleceğimiz için ne kadar kritik olduğunu da anlamış ve ortaya koymuş oluyoruz.


Bir düşünün 5 sene önce size antibiyotik reçete eden bir doktor yanında probiyotik veya mide "koruyucu" reçete ediyor muydu? Veya antibiyotik içmeden bir kaşık zeytinyağı yemenizi, öğünlerinize yoğurt katmanızı, salatanıza sirke dökmenizi tavsiye ediyor muydu?


Tabi her meslekte olduğu gibi hekimlik mesleğinde de son gelişmeleri wassup gruplarından takip eden, mezun olduğu hali ile kendini bugünün gerçekliği içerisinde yeterli ve yetkin gören, sorduğunuz akılcı sorularda kendi potansiyel eksiklikleri karşısında yaşadığı duygusal buhranı size yukarıdan ifadelerle fatura eden insanlar var.


Ve bu insanlar kendilerini çok hızlı belli ettikleri için, kendinizi ve sevdiklerinizi bu gruptan sakınmanız gerçekten çok kolay... Bu nedenle bu sınıfı bir kenara bırakarak, insana faydalı olmak isteyen hekimler arasından bana ve aileme iyi gelen hekimleri, ben nasıl buluyorum - sizlerle paylaşmak istiyorum.


Ben Nasıl Hekim Seçiyorum


Öncelikle mesleği, yaşı, bana olan veya tavsiye ettiği hekime yakınlığından bağımsız olarak; hekim seçimi konusunda benimle tavsiye paylaşan herkesin görüşünü kendi gerçekliği içerisinde değerlendirdikten sonra bir kısa liste çıkartıyorum.


Benim için tavsiye ve "x'in tanıdığı" olma kriterinden öte CV üzerinden yaptığım incelemeler ve çevrimiçi doktor sitelerinde hiç tanımadığım insanların paylaştığı deneyimlerden özütlediğim "alanında uzmanlık" (tecrübe) ve mümkünse "öncülük" kriterleri de çok önemli. Aslında burada "öncülük" kriterini, bir konunun pratik uzmanı olduktan sonra, güncel gelişmeleri takiple de yakından ilişkilendiriyorum.


Daha sonra hekimlerin kendilerine ulaşarak, sorunumla ilgili bir takım teknik ve pratik sorular soruyorum.


Bu noktada seçtiğim hekimlerin çoğu geç de olsa cevap veriyor, gerçekten hiç cevap vermeyene rastlamadım. Ve yine bu adımda kendilerine direkt ulaştığım hekimlerin, sorduğum sorulara; akılcı, analitik ve net bir şekilde gerekli olan detayda cevap vermesi çok önemli ki yine bu aşamaya geldiğim tüm hekimlerin yaklaşımı da aynen bu şekilde oluyor.

Bunların dışında ben insanın kendini iyileştirme gücünü tanıyan ve saygı duyan, işini (biraz sert bir ifade ile) "tanrı kompleksinden" uzak yerine getiren hekimlerle daha iyi anlaşıyorum. Hemen ezberden ilaç reçete etmeyen ("ilaçcı" olmayan), tercih/reçete ettiği ilaçları her yönü ile tanıyan ve risk/fayda analizini net bir şekilde bizimle paylaşan ve bununla beraber tedavi/iyileşme sürecini destekleyecek gıdalar konusunda da yönlendirme yapacak donanımda hekimlere gerçekten çok kıymet veriyorum.


Peki siz herhangi bir konuda uzman bir hekim ararken hangi kanallardan araştırma yapıyorsunuz?

Hekim seçiminde hangi kriterleri önceliklendiriyorsunuz?


Bu soruları hem açık cevap, hem de çoktan seçmeli olarak hikayemde paylaştım - anketten sonra bu yazının devamında sizlerin görüş ve alıntılarına da yer vereceğim. Yorum ve görüşlerinizden, tezimin tartışma ve sonuç kısmında faydalanacağım.


Hem bu yazıyı okumaya, hem de sosyal medyada ve bu yazının yorunlarında sorularıma yanıt veren herkese şimdiden çok teşekkür ederim.


Not II: Bu gerçekten çok karmaşık - aslında %100 doğru bir cevabı olmayan - her insanın hayatı yaşama şekli, insana ve bilimsel ilerlemeye olan yaklaşımı, ekonomik imkanları ve daha pek çok kriterle çok ilişkili bir konu. Dolayısı ile bu yazının da, hazırladığımın minik sosyal medya anketlerinin ve sonuçlarının da amacı bir mesaj vermek değil, bir diyalog başlatmaktır.


REFERANS


"Challenges and Opportunities Facing Medical Education" (Tıp Eğitimi Karşısındaki Zorluklar ve Fırsatlar) American Clinical and Climatological Association https://bit.ly/3wEfvUm


Prof. Dr. İskender Sayek Kimdir?


1944 yılında İskenderun’da doğan Prof. Dr. İskender Sayek orta öğrenimini Talas Amerikan Okulu, lise öğrenimini Tarsus Amerikan Koleji’nde tamamladı, 1970 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve Genel Cerrahi A.D.’nda asistanlığa başladı. 1971-1976 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri State University of New York at Buffalo’da Genel Cerrahi eğitimini tamamladı ve ülkeye geri dönerek 1976 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi A.D.’ında öğretim görevlisi olarak göreve başladı. 1981’de Genel Cerrahi Doçenti, 1988’de de Profesör oldu. 1991-2007 yılları arasında Anabilim Dalı Başkanlığı yaptı. Akademik yaşantısındaki ilk uluslararası yayınını 1967 yılında tıp fakültesi üçüncü sınıftayken yapmış Sayek’in yerli ve yabancı dergilerde yayınlanmış 300’e yakın bilimsel yayını mevcuttur. 2011 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin yaş sınırı nedeniyle emekli olan ilk mezunu olmuştur. Akademik kariyeri boyunca Ankara Tabip Odası, Ankara Cerrahi Derneği ve Türk Cerrahi Derneği başkanlıkları, TUBİTAK Sağlık Bilimleri Araştırma Grubu üyeliği ve TTB Merkez Konseyi üyeliği yanı sıra Avrupa Cerrahi Enfeksiyon Derneği Başkanlığı yapmıştır.


1991-1994 tarihlerinde Hacettepe Tıp Fakültesi Dekan Yardımcılığı, 2000-2006 yıllarında Dekanlık görevinde bulunmuştur.


Halen TEPDAD Yönetim Kurulu, TTB-Eğitim Kolu ve Arsuz Kent Konseyi başkanlığını yürütmektedir.


Prof. Sayek 1984 yılında TÜBİTAK Teşvik Ödülü, 2002 yılında Eczacıbaşı Bilim Ödülü, 2011 yılında Hacettepe Üniversitesi Hizmet Ödülü ve aynı yıl Bayındır Hastaneleri Hizmet Ödülünü almıştır. Kendisine Tiflis Üniversitesince Fahri Doktora unvanı verilmiştir. Değişik kongrelerde çalışmaları ödüller kazanmıştır. İngilizce ve Arapça bilmektedir. İki çocuk ve iki torun sahibidir.


Öğrenciliğinin ilk yıllarında gündüz anlatılan konuları akşamları arkadaşlarına derslikte yeniden anlatarak akran eğitiminin ilk örneklerini oluşturan yaklaşımı, sonraki yıllarda tıp eğitiminin birçok aşamasında ilklerle devam etmiştir. Tıp Eğitimi alanında öncülük ettiği birçok uygulama, hem kurumsal hem de ulusal düzeyde örnek oluşturmuş, ulusal tıp eğitimine yön vermiştir.


Mezuniyet öncesi tıp eğitimine ait verilerin toplanması ve durum değerlendirmelerinin yapılması amacıyla Prof. Sayek tarafından hazırlanan Türk Tabipleri Birliği raporu ilk kez 1997 yılında yayınlanmıştır. İki yılda bir yayınlanan bu rapor ulusal düzeyde veri sağlayan tek kaynaktır.


Çağdaş tıp eğitiminin gerekleri arasında yer alan, klinikte gerçek hasta ile karşılaşmadan önce iletişim becerileri konusunda eğitim verilmesi, yapılandırılmış objektif klinik sınavların hazırlanması, iyi hekimlik uygulamaları programı gibi etkinlikleri başlatmıştır. Tıp fakültesi öğrencilerinin ilk üç yılda; hasta görüşmesi eğitimi, mesleksel beceri eğitimi, etik ve profesyonel değerler, kanıta dayalı tıp, klinik ziyaretler ve tıpta insan bilimleri başlıklarında eğitimler almaları konusunda çalışmalar yapmıştır.


Prof. Sayek, mezuniyet sonrası eğitim programlarının gözden geçirilmesi ve çekirdek eğitim programlarının geliştirilmesi için çalışmıştır. Uzmanlık dernekleri içinde yeterlik kurullarının oluşturulması fikri, Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu Uzmanlık Yeterlik Kurulu olarak hayata geçirilmiştir.


Prof. Sayek, eğitim programlarının geliştirilmesi, değerlendirilmesi ve sürdürülmesi aşamalarında daima paydaş katılımını önemsemiş, asistan ve öğrenci temsilciliği uygulamalarına önem vermiştir.


Tıp eğitiminin bir bilim alanı olarak kabul edilmesi, tıp fakültelerinde kurumsallaşması ve bu bilim alanının bir doçentlik alanı olarak tanımlanması Prof. Sayek’in büyük önem verdiği bir konu olmuştur. Kuruluşunda öncü olduğu Hacettepe Üniversitesi Tıp Eğitimi Anabilim Dalının başkanlığını 2006 yılına kadar sürdürmüştür. Tıp eğitimi alanında akademik insan gücünün yetiştirilmesi için lisansüstü eğitim programlarının açılmasında da öncülük etmiştir.


Tıp eğitimi bilimi ve tıp eğitimi uygulamalarının, her aşamasındaki varlığı ve önderliği, dönemini paylaşanlarda ve gelecekte tıp eğitimi alanında çalışacaklarda şimdiden “Sayek Etkisi” olarak anılan izler bırakmıştır.