Muz Yoksa, Fil de Yok ( #NoBananaNoElephant* )


Küçüklüğümden beri çok severim ama bu kadar içli dışlı olduktan sonra bu sakin, sessiz, duygusal(🍌🍌🍌) ve akıllı hayvanlara kelimenin tam manasıyla aşık oldum.


Seneler sonra ilk kez çıktığımız uzun ve egzotik tatilimizi zaten tamamen fillere endeksli planladık diyebilirim.


Daha önce de bahsetmiştim, dünyanın farklı yerlerinde ekolojik turizm tesislerini ziyaret ederek iyi yaptıkları şeylerden öğrenmeye çalışıyoruz…


Eşimle beraber 7-8 sene önce gittiğimiz başka bir ekolojik tesiste bölgede işçi olarak zincirle çalışmaktan kurtarılmış fillerle zaman geçirdik. Teorik bir "fillere nasıl manikür yapılır?***" eğitimi alıp, orman yürüyüşleri yapmıştık…


Bu sene yine fillerle olalım ama daha samimi bir deneyim yaşayalım dedik ve Thailand’ın Kuzeyinde bulunan Chai Lai Orchid**’i bulduk.


Burada fillerle kahvaltı ile başlayan gün, kapsamına sizin karar verdiğiz bir şekilde; orman yürüyüşü, fillerle banyo, ilaç hazırlama gibi aktivitelerle devam ediyor - tüm faaliyetler sırasında aynı zamanda onlarla konuşmayı ve en önemlisi “etkileşime girmeyi” de öğreniyorsunuz.


Bu ekolojik tesislerin varlığı fillerin üzerine binilmeden turizme katkı sağlamaları ve bu şekilde aslında kendi doğal düzeneleri içerisinde "ekmeklerini çıkarmaları" için çok önemli…


Asya filleri, yarısından fazlasını yiyecek arayarak geçirdikleri sıradan bir günde yaklaşık 200kg yemek yiyor ve 200 litre su içiyorlar. Menülerinde ise ağırlıklı olarak ağaç kabukları, bambular, kökler, yapraklar bulunuyor… Muz, pirinç ve şeker kamışı gibi tarım ürünleri ise favorileri!


Dolayısı ile bir fil kolay yetişmiyor…


Maalesef bugün nesli tehlike altındaki türler arasına bulunan Asya fillerinin doğadaki sayılarının 40,000 ile 50,000 arasında olduğu tahmin ediliyor.


Düşünün, KOCAMAN Asya kıtasında!


Bu durumun en büyük etmenlerin başında ise yaşam alanlarının daralması veya insan yapı ve yerleşimleri tarafından bu alanların bölünmesi / kesintiye uğraması geliyor. Dünyanın en yaygın ve yoğun yerleşimine sahip kıtası olan Asya’da yaşanan bu gerçeklik aynı zamanda filler ve insanlar arasında çatışmaların yaşanmasına da neden oluyor. Yiyecek ve su bulma amacıyla insan yerleşimlerine - aslında mecbur kaldıkları için (!) - yaklaşan vahşi filler ile insanlar arasında yaşanan en talihsiz olaylar ise fillerin tarımsal üretime verdiği zararlar yüzünden ortaya çıkıyor. Bu noktada ekoturizm filleri lokal ekonomilere zarar veren canlılardan, ekonomiye katkı sağlayan canlılara dönüştürerek nesillerinin korunmasına da katkı sağlamış oluyor.

İdeal bir durum olmadığını farkındayım fakat bugün yaşadığımız dünyada kendi ellerimizle yarattığımız bir gerçeklik var. Maalesef bu gerçeklik isteyen istediği kadar kendini paralasın, artık geri döndürülebilecek bir noktada değil. Yönetilmesi gereken bir noktada. Ve bazı türlerin nesillerin bizlerle beraber var olmaya devam edebilmesi için, yarattığımız dünyada onlara adil davrandığımız ve refahlarını gözettiğimiz sistemler kurguluyor olmamız çok önemli.


Karamsar ama bence gerçekçi bir bakış açısıyla ifade etmek gerekirse; herkes 3-5 tane evim olsun (hiç birinde "yaşamayayım, hepsi yavaş yavaş çürüsün") ve mutlaka en az 3 çocuk yapayım da ekonomi büyüsün dedikçe, zaten “vahşi hayat” dediğimiz şey, Afrika'da özel rezervlerde iki aslanın etrafında 100 tane safari jeepinin döndüğü “organik” sirk modeline dönecek.

Fil konusuna geri dönecek olursak herkesin aşina olduğu yasadışı fildişi ticareti ve avlanma da yine bu türün geleceğine karabasan gibi çökmüş insan vahşetlerinden...


Ki bu konuya ucundan/kıyısından bile girmiyorum. Sadece şunu diyeceğim çok şükür gelişmiş batı ülkelerinin yasadışı avcılarla mücadele için sürdürmekte olduğu çok sıkı programlar var. Olmasaydı çoğu Asya ve Afrika ülkesi, bizim dağ keçilerimizi, geyiklerimizi ve daha nice paha biçilemez canlı varlığımızı avcılara sattığımız gibi, filleri açık arttırmayla ilgilisine satardı (Nesli Tehlike Altındaki Kuşlar Vurulmasın)…



Niyetim içinizi karartmak asla değil ama yaşadığımız zamanın gerçekleri çok karanlık.


Bazı şeyleri görürsek belki önce isyan ederiz ama sonra durumu olduğu gibi kabul edip, değiştirmek için elimizden somut bir şey gelmiyorsa dahi en azından verdiğimiz tüketim kararları seviyesinde, durumu yönetmek için uğraşan insanların projelerine katkıda bulunabiliriz.


Chai Lai Orchid'de konaklamak nasıldı?


Eğer böceklerle aranız iyi değilse ve ilk kez böyle bir deneyime çıkmaya karar verdiyseniz, tesisin günü birlik programlarına katılmanızı tavsiye ederim. Kalınan kulübelerin istisnasız her yeri açık. Bazı kulübelere ek olarak yapılmış banyo kısımlarının çatısı bile yok. Dolayısı ile özellikle hava karardıktan sonra bizim kaldığımız kulübenin "içinden", yatağımızın (cibinliğin) üzerinden geçen böcek ve küçük hayvanın haddi hesabı yoktu. Daha önce Madagaskar, Kenya ve Nepal gibi ülkelerde çadır deneyimleri yaşamış olmamıza ve burada teorik olarak bir "odada" kalıyor olmamıza rağmen ilk geceyi gerçekten zor geçirdik. Hatta akşam cibinliği kaldırıp tuvalete gitmek çok ciddi bir istişare ve risk analizi gerektirdi diyebilirim... Bununla beraber bence çok garip olan ikinci gece de bir o kadar rahat uyuduk... Hatta ikinci gece uyumadan eşimle "insan her şeye alışıyor" diye konuşup, gülmüştük. Fakat neticede herkese göre bir şey değil.



* Filler çok akıllı hayvanlar, belki de akıllı oldukları için 2 gün gelip kalan onlarla turistlerle derin, anlamlı ilişkiler kuracağım diye bir kaygı veya eforları yok... Dolayısı ile Chai Lai Orchid filleri ile aranızdaki ilişki elinizde, sepetinizde ne kadar muz olduğu ile direkt ilişkili - Cem Yılmaz tabiri ile tamamen "duygusal".

** Chai Lai Orchid sadece fillerin refahı için değil aynı zamanda çevre ülkelerden kaçan, politik dengesizlikler ve iç savaşlar nedeni ile yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalan kadınlara da onurlu bir yaşam sürmeleri için kapılarını açan, eğitim veren ve turizme kazandıran bir işletme.

*** Fillere neden manikür yapmayı öğretiyorlar? Çünkü senelerce ayakları zincirlenmiş, ağır işlerde çalıştırılan fillerin tırnak ve ayak gelişiminde bozukluklar meydana geliyor. Nepal'de gittiğimiz bu tesise her yıl onlarca insan geliyor, fillerin hayatını iyileştirmek için eğitimler alıyor ve gönüllü olarak fillerle çalışarak hayat kalitelerini iyileştirmek için çalışıyorlar. Ve siz sormadan ben söyleyeyim - bu insanlar çok varlıklı insanlar, öğrenci bütçesi ile yapılacak bir gönüllülük değil. Biz gittiğimizde teorik eğitime bizi misafir eden grupta tanıştığım bir kadının Teksas'ta petrol kuyusu vardı.